Şehir, yalnızlık içinde ve içimizde daha rahat saklansın diye gitgide kalabalıklaşıyor sanki.
O kadar kalabalık olsun ki şehir, kimse tanıyamasın yalnızlığı.
Aramızda dolaşsın ama hiçbirimize belli etmesin kendini yalnızlığın puslu çehresi.
En kalabalık caddelerde dolaşırken kendini mutlu hissedenler belki de şehrin yalnızlarının ta kendisi.
Yalnızlık hoyrat bir ırmak gibi akarken şehrin sokaklarında, hüzün terk ediyor anavatanını.
Şehir, kalabalıkların pervasız kabalığıyla hüznü anavatanından sürgün ederken yalnızlık da hükmünü kaybediyor.
Hüzünsüz yalnızlık hükümsüzdür zira.
Şehir ise hükümsüz kalmış yalnızlığın hüküm sürdüğü gürültülü bir imparatorluk...
31 Mayıs 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder